92406 kayıt bulundu.
1. `hiç kimse suçlu olduğunu kabul etmek istemez` anlamında kullanılan bir söz
1. bir kusur, suç aramak
1. O, atı kızdırıyor, çileden çıkarıyor diye, bütün kabahati seyisinde buluyordu.
1. O, atı kızdırıyor, çileden çıkarıyor diye, bütün kabahati seyisinde buluyordu.
1. işlediği bir suçu başkasının üzerine atmak
1. Bu işte kabahati sobaya yüklemek lazım geliyor.
1. Bu işte kabahati sobaya yüklemek lazım geliyor.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kabahati olan, kusurlu, suçlu, töhmetli
1. Biz o zaman bu sözleri en kötü bir biçimde manalandırarak hanımı kabahatli bulmuştuk.
1. Biz o zaman bu sözleri en kötü bir biçimde manalandırarak hanımı kabahatli bulmuştuk.
kabak çekirdeği, kabak çiçeği, kabak dolması, kabak elması, kabak kafalı, kabak kemane, kabak tadı, kabak tatlısı, başı kabak, armut kabağı, asma kabağı, bal kabağı, barut kabağı, boru kabağı, helvacı kabağı, kantar kabağı, kestane kabağı, sakız kabağı, su kabağı, testi kabağı, yan kabağı
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki (Cucurbita)
2. bitki bilimi , bitki bilimi , bitki bilimi , bitki bilimi , Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılan ürünü
3. Esrarkeşlerin kullandığı bir tür nargile
4. müzik , müzik , müzik , müzik , Kabak kemane
1. Siperin içinde birkaç nefer ayakta ileriye bakıyor, öbürleri aşağı oturmuş konuşuyorlar, gülüyorlar, türkü söylüyorlar, kabak çalıyorlar.
1. Siperin içinde birkaç nefer ayakta ileriye bakıyor, öbürleri aşağı oturmuş konuşuyorlar, gülüyorlar, türkü söylüyorlar, kabak çalıyorlar.
5. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ham, tatsız (kavun, karpuz)
6. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Tüysüz, dazlak
1. Kaba kabak gibi tıraşlı!
1. Kaba kabak gibi tıraşlı!
7. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan (taşıt lastiği)
8. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Bilgisiz, görgüsüz, kaba
9. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Kısa boynuzlu hayvan
1. birçok kimsenin ilgili olduğu bir olaydan, yalnızca bir kimse zarar veya ceza görmek
1. Kendi yarın cehennem olur gider, kabak bizim başımıza patlar.
1. Kendi yarın cehennem olur gider, kabak bizim başımıza patlar.
1. isim , isim , isim , isim , Bal ve sakız kabağının tohumu
2. Genellikle vakit geçirmek için yenilen bir kuru yemiş türü
1. Annemin hastalığının geçmesi için bol miktarda tuzsuz kabak çekirdeği yemesi gerekiyormuş.
1. Annemin hastalığının geçmesi için bol miktarda tuzsuz kabak çekirdeği yemesi gerekiyormuş.
1. utangaçlıktan çabucak sıyrılarak aşırı ölçüde serbest davranmak
1. Komşular, kabak çiçeği gibi açıldı, ne malmış meğer diyorlardı.
1. Komşular, kabak çiçeği gibi açıldı, ne malmış meğer diyorlardı.
1. isim , isim , isim , isim , Sakız kabağının içi oyularak kıyma veya çeşitli sebze doldurulmasıyla yapılan bir yemek türü
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Amasya elmasının daha iri ve aşılı olanı
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Saçları dökülmüş, dazlak
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Aptal, budala
1. isim , isim , müzik , müzik , isim , isim , müzik , müzik , Gövdesi uzunlamasına ikiye bölünen su kabağının üzerine ince bir deri gerilerek yapılan, üç teli olan, yayla çalınan bir halk çalgısı, kabak
1. isim , isim , mecaz , mecaz , isim , isim , mecaz , mecaz , Beğenilmeyen, bıkkınlık veren durum
1. aşırı tekrarlanması, sürdürülmesi yüzünden bir şeyden doygunluk, yorgunluk veya bıkkınlık duyarak onu istemez duruma gelmek
1. isim , isim , isim , isim , Soyulmuş, çekirdekleri çıkarılmış ve parmak kalınlığında kesilmiş bal kabağının ağır ateşte şekerle uzun süre pişirilmesi ve üzerine ceviz, fındık, Antep fıstığı vb. serpilmesiyle hazırlanan bir tatlı türü
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , İki çeneklilerden, kabak, kavun, karpuz, hıyar vb.ni içine alan, geniş yapraklı, sürüngen ve sarılgan bir bitki familyası